9 Ocak 2021 Cumartesi

2021 in ilk postu... oradan... buradan...

Masaya yatıracağım bir konu var: "Hiç televizyon izlemiyorum" ya da "evimizde hiç televizyon yok" cümlelerine rast gelmişsinizdir. Ki bu cümleleri kuranlar alt söylemde televizyonun aptal kutusu olduğuna dair saklı bir imada bulunur, televizyon izlemenin zamanı boşa geçirmekle eşdeğer olduğunu, yerine koydukları daha değerli-önemli şeyler olduğunu vurgularlar. Eyvallah! Kişi yerine çok daha değerli şeyler, başka kazanım-donanım araçları koyabiliyorsa ne mutlu ona! Ama ve lakin instagram televizyondan çok daha mı yararlı? Sözüm instagram kullanıcılarına değil. Ama televizyon izlemediğini bir prestij payesi olarak vurgularken ve kendini entelektüellik adına sıradan kişiden daha üst düzey bir yere konumlarken, gece-gündüz her an instagramda aktif halde olanlar da hayli garibime gidiyor. Hiç televizyon izlemeyen X kişi, gününün, gecesinin pek çok anını hikayelerinde paylaşmaktan geri duramıyor. Televizyon izlemiyor ama kendini instagrama mecbur hissediyor. Televizyonu beğenmiyor ama instagramı çok beğeniyor. İlginç!


Haftalardır instagrama post girmiyorum, hikaye paylaşmıyorum. Benden bir şey eksilmedi. Yani bir kaybım olmadı. Oradan alımlayacağım şeylerde de bir kaybım olduğunu sanmıyorum. Yani aslında insan instagramsız yaşayabilir. Yaşayamasa bile arada uzun esler verebilir. Yerine başka şeyler koyabilir. Daha önce de denedim, şimdi de deniyorum. Zor değil. Çünkü hiç zorlanmıyorum. Aramıyorum.


Günler kısa... Yapmak istediğim bazı şeyleri yetiştiremiyorum bile. Yine de yapmak istediklerime yenilerini ekliyorum. Yeni bir yıla girmek de bu konuda iyi bir teşvikçi aynı zamanda. Biten yılla birlikte o yıl isteyip de neler yapabildin, neler yapamadın, bir iç muhasebesi içine giriyorsun. Yapamadıkların 2021 de şans bulsun istiyorsun. İlki hemen karşıma çıktı. 

Çocukken, 11-12 yaşlarımda, iki yaz tatilimde kur'an öğrenmek için hocaya gitmiştim. Hocamız yaşlı bir nineydi. Öğreticiliği iyiydi... Ancak tatil boyunca ailece başka şehirlere, gezmelere gittiğimiz için istikrarlı bir eğitim alamamış, bir sonraki yıl diğer öğrencilerle birlikte yine en baştan başlamak zorunda kaldığımdan dolayı da "üstün, esre, ötre"den öteye geçememiştim. Sureler yanıma kar kaldı neyse ki. Bugün ezbere bildiğim bütün sureleri hoca ninemden öğrendim. İşte ta o zamanlarda bitiremediğim bu kursun bazen eksikliğini hissediyordum. Son yıllarda da 'emekli olunca yaparım'ın hayalini kuruyordum. Şükür o zamana kalmadan fırsat karşıma çıktı. Diyanet İşleri'nin açmış olduğu online kur'an kursuna başvurdum ve başvurumun ikinci günü hemen derse başladım. Kurs sekiz haftalık. Şu an ikinci haftamızı bitirmiş durumdayız. İyi bildiğim esre, üstün, ötreleri geçtik. Cezm ve medleri öğrendik. Şeddelere geldik. Ve ben heceleyerek de olsa arapça bazı yazıları okuyabiliyorum artık.😇 Arap grameri ile ilgili öğreneceğim daha çok şey var ama sistematiğini çözdüm. Önümdeki karanlık yolda elimde fenerle ilerleyebiliyorum. Bazı soundlar zorladı ama. Dad, Ayn ve Zı seslerini çıkarmam epey bir çabalama gerektirdi. Şimdi orijinalleri gibi çıkarabiliyorum.😊 Ayrıca ezbere bildiğim sureleri tecvidli bir şekilde okumayı öğreniyorum. Her dersin ertesi sabah oturup konu tekrarını yapıyor, çalışkan bir öğrenci olarak öğrendiklerimi pekiştiriyorum. Yıllar sonra bir kez daha öğrenci oldum. Ve bu süreçten çok keyif alıyorum.



Bu süreçte yazma eylemim epey bir sekteye uğramış olsa da uzun geceleri okumakla ve örmekle doldurmaya çalışıyorum. Neredeyse bir yıl olacak... baharda giyerim diye pembiş bir bluz başlamıştım kendime. İpi çok ince, örgüsü de pirinç örgü olduğu ve bu yüzden de geç ilerlediği için bunalmış bir kenara kaldırmıştım. Bu kışın kazancı da onu bitirmek olsun bari, dedim ve elime aldım. Yine iğneyle kuyu kazar gibi ilerliyorum. Ön roba bitmişti, arka robayı da bitirmek üzereyim. Belki bundan sonra kolları ve bedeni şişle örmez, tığla daha çabucak örer bitiririm. Kollar ve beden için model arayışındayım.


Kırlara çok fazla çıkmıyorum. Hava sonbahar gibi olsa da açık alanlar esintili. Üşütmek, grip olmak ürkütüyor artık beni. Rutin sağlık kontrollerimi bile ileri zamanlara ertelemişken zorunlu sebepler olsun istemiyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, şu içinde olduğumuz şartlarda kırlardan da pek fazla zevk almıyorum. Komşunda biri yaşamını kaybedince televizyon dahi açıp izlemek içinden gelmez, hatta suçluluk yaratır ya... Dünyada insanlar hastalıklarla cebelleşir, yakınlarını pat pat kaybederken çıkıp kırlara eski laylaylomlarımı yapmak içimden gelmiyor. Son iki çıkışımda da eski keyifli hissiyatları duyamadım hiç. Mevsim de bunda etken. Hayır, yaşama sevincimde bir şey yok. Her sabah zıpkın gibi fişek gibi güne başlıyorum, güleceksem gülüyorum, neşeleneceksem neşeleniyorum... ama... zevk-ü sefa söz konusu olunca bu kapsamdaki şeyler içimden gelmiyor. Yine de geçenlerde bir gün sırf mantar görmek için gittim ormana... İnsan toprakta bitmiş mantarları özler mi? Özledim.😊


Bir akşam da, geçen yıl ilk rast geldiğim denizin yüzeyinin altın simlerle kaplı olduğu görüntüyü yine görme arzusu ile yanıp tutuşarak gittim. Bu kez o görüntü yoktu ama mavimsi gri denizde tuzluktan dökülmüş gibi altın simli bir yol olmuştu, ta karşıdaki güneşten bulunduğum yere kadar... Bayıldım... çok bayıldım. (Fotoğraf aslını yansıtmıyor ne yazık ki, denizin üzerinde yol olan o pırıltı, altın renkli yanıp yanıp sönen bir pırıltı idi. Nasıl güzeldi!)


 Teras güllerimden sarı olan kış boyu açmaya devam ediyor. Minik karanfillerim de açtı bu ay. Biraz onlardan biraz da ev içi çiçeklerimden vazoma küçük bir buket derledim, mutfağımı şenledim.


Güneş batmak üzereyken bir kaç mum ve bir kaç led ile bulunduğum yeri aydınlatıyor, geçişi kolaylaştırıyorum. Işık ve ısı içeren her şey kış günlerini sıcacık yapıyor. Kişinin "hygge" yi derinden hissetmesine olanak sağlıyor. Bu arada, turuncu ve koyu pembe kalancholarım da pıt pıt açtı, evime neşe kattı.





Hamur işinden, pasta-börek-kek-çörek gibi karbonhidrat-şeker yüklemelerinden kaçmaya devam ediyoruz. Nefis bazen nasıl da baskın geliyor. O zamanlarda bir parça çikolata ile kendimi kandırmaya çalışıyorum. Kanmadığı bir anımda az şekerli kabak tatlısı yaptım. Üstündeki kaymak yoğurt için kaynattığım inek sütünün kaymağı. Kaymakları parça parça dondurucuda saklıyor, bazen kahvaltı da ekmeğe sürüp balla yiyorum, bazen üzerine bal yerine meyve dilimleri koyuyor, öyle yiyorum. Seyrek de olsa tüketmeye gayret ediyorum. Bu arada, kabak tatlısına bir tutam da tarçın serpin (tabii tarçın seviyorsanız). Çok nefis oluyor.


Bu postu da daimi manzaramın eşsiz versiyonlarından biriyle bitireyim. Bizim evden bir günbatımı daha... Günbatımı sevenlere iyi gelsin!🙋




12 yorum:

  1. Televizyon seyretmiyorum, hiç demem. Çünkü seyretmeyi severim.Özellikle belirli haber ya da güncel program saatlerini, sevdiğim dizileri 7'dek haberleri 8 'deki 18 Dakikayı mutlaka izlerim. Şimdi onlara Youtube'deki eski habercilerin kanalları da eklendi. İnstagram gereksiz gelmeye başladı, bir heves baktığım zamanlar çok geride kaldı.
    Kur'an kursuna beni de küçüken göndermişlerdi ama hoca illa gelirken şöyle giyin, böyle yapın falan diyince cüzlerden sonra tam Kuran'a geçmişken vazgeçmiştik gitmekten. Yeniden öğrenmeye başlamanız ne güzel. Diyanet'in bu çalışmasını da çok olumlu buldum,ne güzel.Size de başarılar.
    Havalar güzel gidiyor, yağmurlar başladı ama yine de kış soğuğu yok. Resimler , günbatımı çok rahatlatıcı.
    Selamlar, sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benim de belli tv. programlarım var, dinlemeyi sevdiğim bazı isimler de hangi kanalda, hangi programda ise ayırt etmez mutlaka izlemeye çalışırım. Çok şey de öğrenmişimdir onlardan... O yüzden televizyonun katkısını sıfıra asla indirgeyemem. Zamanı çalan, hiç bir katkısı olmayan, kişiyi her daim eğlenmeye odaklayan programlar ve şiddet başta olmak üzere olumsuz çok şeye odaklayan diziler de hayli çok. Bu durumda seçicilik devreye giriyor. Kişi seçimlerini doğru yaptı mı, televizyon da doğru bir iletişim aracı oluyor. Blog dünyasından sonra ikinci favori internet iletişim aracım you-tube. Orası da yararlı kullanmak isteyince çok şey katıyor insana... Ama instagram büylü, eğlenceli bir hale evrildi. Ve ne yazık ki çok zaman çalıyor. Ana akıştaki fotoğrafları ve videoları az görmek için az kişiyi takip etsen de, bir günde yüzlerce, binlerce hikayeye, reklama, reel videolarına vesaire maruz kalıyorsun. Işıl ışıl, renk renk, mutlu mutlu, neşeli neşeli, büyülü ve baş döndürücü bir alem. Afyon gibi... bağımlılık yaratıyor. Kendini kurtardın kurtardın, yoksa hep girdabındasın.
      Öyle bir hocaya denk gelmek şanssızlık olmuş. Ben kısacık şortla sokakta oyun oynar, kurs saatim gelince eve bir koşu gelir, elif ba kitabımı alır, başım açık giderdim. Hocamız da kur'an okumaya geçince başımızı örteceğimizi söylerdi, bir günden bir güne de hiç birimizin kıyafetini sorun etmedi. Çocuktuk sonuçta. :)
      Evet... Diyanet'in bu uygulaması çok kişiyi yeniden çocukluğu ile buluşturan yararlı bir uygulama oldu. Zra gördüm ki, yalnız değilmişim, diğer kurs arkadaşlarım da benim gibi çocukken isteyip de tamamlayamayanlardan... Belki de bu şevkle, hepimiz nasıl gayretle çalışıyoruz bir görseniz. Çok keyifli geçiyor derslerimiz. diyanet.gov.tr de başvurular devam ediyor. son başvuru 17 ocak... Belki siz de yarım kalan süreci tamamlamak istersiniz.
      Kışı sevmiyorum ama kar'ı çok özledim. Yağsa yine keşke. Kışta olduğumuzu anlarız belki. :)
      Ne güzel yorumlaştık uzun uzun.... Çok teşekkürler... sevgiler...

      Sil
  2. Tekrar öğrenci olmak tekrar öğrenmek ve bilgi kapasitemizi artırmak ne kadar da güzel bir şey.
    Yazının bir çok yerinde "Evet,kesinlikle haklısın"dedim 🙃
    Güzel kelimeler eşliğinde güzel kareler ile senden haber olmak bulunduğun yasadigin mekanda dolaşmak çok iyi sevgili Rusyena🧡

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne iyi geldin bana Sevgicim... Ben de senin postlarını okumayı, o güzel fotoğraflarında dolaşmayı çok seviyorum. Sık yazsan keşke demekten de geri kalamıyorum.

      Sil
  3. Harikasın! Diyanetin çalışmaları çok iyi. Ortaokulu imamhatip de okuduğumdan arapça da
    biliyorum birazcık :) iyi ki gitmişim zamanında. şimdi de en yakın arkadaşım yine ortaokul zamanından
    müftülükte öğretmen. onun sayesinde bir çok şeyden haberim oluyor.
    tv seyretme konusuna gelirsek zaman zaman açıp tlc, NG, trt 2, trt belgesel, diyanet tv,
    dmax gibi favorilerimi oluşturduğum kanalları açıp seyrederiz. şu sıralar sabah biraz hakan uralın bir programı var, evdeyim ya açıp bakıyorum kısmen. ama genelde internetten film ya da dizlerimizi açıyoruz.
    instagrama da akşamları bir saat bakmayı seviyorum.
    ama bir bakıyorsun ki gün bitmiş, zaman hızlıca akıyor. mutfakta yemek hazırlarken bile
    boş kalmayayım diyorum, podcast dinlemeyi seviyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Artık çok fazla uyaran var ve görmek, bilmek istediğimiz şeylere ulaşmak için çok fazla araç var...Ama zaman hep aynı... Yeni araçlar illa ki önceki bazı şeylerin yerlerini alıyor, hatta yeni başka şeylere yeterli zaman kalmıyor, bazı şeyler savsaklanıyor. Günümüz insanının zaman yönetimi yanında, ilgi alanlarını, kullandığı araçları yönetmeyi de iyi becermesi gerekiyor. Yazdıklarından yapmak istediğin şeylere azami ölçüde yetebildiğini anladım Buketcim. Kendince bir yönetim şeması oluşturmuşsun... Böyle olunca için de rahat etmiştir. Sanırım önemli olan da bu.
      Öğrenim hayatının bir bölümünde arapçayı ehil öğretmenlerden öğrenmen ne iyi olmuş. İslamiyetten uzak olanlar arapçaya burun kıvırıyorlar ama dünyada en çok kullanılan diller arasında arapça 4. sırada. İmam hatipi bitirenler önemli bir dili de kendiliğinden öğrenmiş olarak mezun oluyorlar. Ayrıca ingilizce de gördükleri için imam hatip mezunları dil anlamında normal lise mezunlarından çok daha avantajlılar.

      Sil
  4. Ne iyi geldi yazınız, ah şu instgram cidden arad donduruuyorum, o kadar iyi geliyor ki, tamamen kapatmayı bile düşünüyorum...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Swotpiscescıııııımmm sen de bana ne iyi geldin... İnstagram artık ürkütüyor beni, şu hissi uyandırıyor bende: insanları başına toplayıp meşgul ederken arka planda dünyada radikal pek çok değişiklik oluyor. tabii yalnız instagram değil, başka uygulamalar, hatta somut dünyadan kişiler, bazı siyasetçiler de dahil buna... sürekli gündemimize dahil oluyorlar ve biz o sersemlik içinde başımızı kaldırıp da "gerçek" nedir görmekte zorlanıyoruz. İstenen de korkarım bu... İnstagram başta olmak üzere çok şeye, çok kişiye karşı temkinli olmak lazım... Oysa ne hoş şeyler gösteriyor, ne hoş şeyler söylüyorlar. :)

      Sil
  5. Önce, yine; o nefis fotoğraflarla içim açıldı, harka geldi.
    Sonra masaya yatan konu... Öyle haklısın ki... Bazı diziler var akşamları izlediğim, kimiz zaman bunlardan bahsedince bana da burun kıvıranlar var/dı. Hakikaten entellektüel bir terazi gibi gördüklerinden emin olduklarımın kendileri 10 dakikada bir instagram ve facebook paylaşımları yapıyorlar, inanılır gibi değil. ;))) Zaman zaman yazmıştım, artık kamu yada özel tüm kurumların whatsapp yoluyla neredeyse 24 saat bilgi almak istemeleri, beni de en çok bu yoruyor. Bütün gün yaz dur, yazmazsan hemen uyarı. Sayaca göre sırf bu sebeple günümün en az 6 saatini buna harcıyor olmaktan inan bazen gün içindeki işlerimi yetiştiremiyorum. Hatta hastalık için rapor yada dinlenmek için izin bile almış olsan bu kâbus yine asla bitmiyor, yine bırt bırt bırt bişeyler sorup duruyorlar, deliriyorum. Kapansa da yerine de bir şey koymasalar keşke. ;)
    Kuran öğrenme gayretin ne kadar etkiledi beni inanamazsın. Zor gelir çünkü pek çok kişiye, hele de dijital ortammda öğrenmek, bravvo, harikasın. Zamanında hatim etmişliğim var ama sık sık okumayınca şimdi kem küm okuyorum, ben de emekli olunca (ve olabilirsem ve yaşıyorsam tabi ;)) o kem kümlüğü gidermeye çalışcağımı umuyorum. Benim annem de 50 yaşından sonra kendi kendine öğrendi çeşitli kitaplar alarak, yıllarca o da kem küm okudu ama şimdi maşallah bi de istikrarlı olduğundan gayet güzel okuyor. Oluyor yani tabi, yeter ki gönüller istesin. Tabi o tecvid çoook zor, çıkmayınca çıkmıyor bazı gırtlak sesleri ;)) Bi zaman o sesleri çıkarmaya çalışırken alt kat komşum gelmişti, tavuk mu boğazlıyorsunuz diye ;)))
    Zamanımızı kendi isteklerimize göre planlamanın neredeyse hayal olduğu bu çalışma hayatını alnımın akıyla bitirip, oh be ne güzel planlıyorum artık demek en çok istediklerimden. Umarım bir gün sizin gibi başarabilirim.
    Koccaman sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ececim... özel sektör zordur bilirim... Özel lisede, dersanelerde, dil okullarında çalıştığım kadar çalışmamışımdır devlet kurumlarında. Çünkü özelin işverenleri çalışanlarını rahat bırakmayı sevmezler, sömürebildikleri kadar sömürmek isterler, her ne kadar yasalar çalışma şartlarımızı, ortamımızı net belirlemiş olsa da, kendi işlerine geldiği gibi uygularlar. Çünkü senin yerini dolduracak çok kişi kapı önünde bekliyordur. Emekliliğime henüz 4 yıl daha olmasına rağmen restimi çektim. Bu yıl çalışma hayatımı noktaladım. Ancak kendime dönebiliyorum. Diyanetin bu kursu da çok iyi denk geldi. Yabancı dil öğrenmeye yatkınlığım olduğu ve bir dilci olduğum için de gözümü kapatıp atladım online kursa. :) Oldu vallahi... Benden cesaret alıp kızım da başvurdu. O da Eskişehir'de online kur'an öğreniyor şimdi. Gördüğüm kadarıyla zorlandığı yerler benimle aynı. Ama sistematiği o da çözdü. Gerisini artık zaman ve bizlerin azmi belirleyecek. Anneni çok tebrik ediyorum bu durumda. Sen de annenin kızısın eminim bir iki tekrarla o kemkümlüğü atlatırsın. Ah maalesef çalışınca çok şey emekliliğe erteleniyor. Olsun, n'apalım. Yeter ki sağlık olsun. Zaman da sanki gelecekle kanka gibi jet hızında geçip gidiyor. Bir bakıyorsun bir zamanlar "ecek, acak"lı kurduğun cümlelerin uygulamalı hali içindesin. :) Ruhsal anlamda keyifli bir süreç. Ama yaşlılığın da başlangıcı... En güzeli her an'ın değerini önemini bilerek bazı şeyler ertelenemiyorsa onlara da hayatımızda yer vererek yaşamak. Sen de o sıkı çalışma hayatına rağmen ne güzel şeyler örüyor, yapıyor, pişiriyor, hazırlıyorsun. Blog yazılarında bunları paylaştığında beni de azim ve çalışkanlık adına motive ediyorsun. Hiç söylememiştim, bu vesile ile söyleyeyim. :) Aslında blog yazıları ile farkında olmadan birbirimizi besliyor, birbirimize ne iyi geliyoruz. İyi ki rastlaştık. Ben de koskocaman sevgilerimi gönderiyor, çok çok öpüyorum.

      Sil
  6. Kuran-ı Kerim öğreniyor olman çok güzel. Allah tamamına erdirsin. Bu ara canlı dersler yüzünden ekrandan ayrılamaz olunca her türlü ekran boğmaya başladı beni. blog bile yazmadım. Ama özledim. bir post hazırlayacağım bu hafta inşallah. sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin Zeynepcim... Allah kolaylık versin...
      Yeni postunu beklemedeyim. :)

      Sil