16 Ekim 2011 Pazar

boş pazar

Her zamanki gibi erkenden açıldı gözler... :) (Sabahları doya doya uyuyabilenlere gıpta ediyorum doğrusu.. :) )
Hava kapalıydı yine...Balkanlardan giren soğuk dalga nedeniyle epeyce bir de soğumuştu da...
Soğuk havalarda en sevdiğim şeylerden biri muhtelif bitki çayları, diğeri ise sıcacık tarhana çorbası içmek. Soğukla gelen bu sevimli çağrışıma kulak verdim hemen... Kettle da su ısıtıp ekinezyalı çayımı hazırladım ve pencereden dışarıyı seyre daldım.
Koyu koyu bulutlar öbek öbek toplanmış, ha yağdı ha yağacak... Bir yudum çay, bin düşünce... bir yudum daha... bin daha... Vakit epeyce bi geçti böyle... :) Evde olmak ve boş durmak gibisi var mıymış? An'ın tadı ancak böyle çıkarılırdı sanırım.... ben de öyle yaptım. :) Artık tadına epeyce bir varmışım ki, kalkıp mutfağa gittim...diğer keyfimi gerçekleştirmek için... :)
Soğuk havaların olmazsa olmaz keyfi, tarhana çorbam yarım saate kalmadan hazırdı...... bi de üzerine beyaz peynir rendesi... Oh! Yeme de yanında yat. :)

Kaşık kaşık sildim süpürdüm. :) Derken eşim kalktı, 
"hadi brunch a gidelim".
 "e hadi gidelim"... :) 
Şemsiyemizi aldık, yürüyüş olsun diye yaya olarak düştük yola... Üşüdükçe aklıma yazın kasıp kavuran sıcaklarını getirdim.  :) hemen ısındım. :)
Şu karga bulduğu salçalı ekmekle sabah kahvaltısını yapıyordu. Kadraja almakta gecikmedim. :)
Sonra çocukluğumuz geldi aklımıza... Eskiden... çoook eskiden biz çocuklar sokakta oyun oynarken annelerimiz ellerimize ya üzerine şeker serpilmiş sana yağlı ekmek dilimleri ya da böyle salçalı ekmek dilimleri verirlerdi. Her çocuk evinden bunları getirip yiyebildiği için de sokakta onları yemek hiç sorun olmazdı. Hatta annesi evde olmayan çocuklar için diğer anneler kendi çocuklarıyla birlikte onlara da hazırlardı. O zamanlar bu durum pek bir olağandı... Oyun oynamaktan efor ve enerji sarfettiğimiz için de öyle bir acıkırdık ki, o ekmekler nasıl da hoşumuza giderdi... nasıl da iştahla yerdik onları... 
Anımsadıkça deşildik... ne komik... ve... ne traji-komik anılar geldi aklımıza... 
Derken brunch için gitmek istediğimiz mekana gelmiştik bile... 
Ah ben!... O bir kase çorbayı içmemiş gibi, genel anlamda zararlı ne varsa doldurdum tabağa... :((( Kızartmalar, hamur işleri.... eşimin serzenişlerini yumuşatmak için de bi parça salatalık...
 "bak işte sağlıklı şeyler de aldım".... 
hahaha! 
Yürüyerek evimize geldik sonra... Ama canımız eve girmek istemedi hiç... Kırlar da çamurdur şimdi...
"Hadi" dedik, "Keşan'a gidelim". Hazır yağmur da düşmeye başlamamışken.... Atladık otomobilimize... :)
Korudağ'ına dek gökyüzü nispeten iyiydi... ancak Korudağı'nın üzerini kara kara bulutlar kaplamıştı. Yağmur buralarda da yoktu henüz...
Keşan'da gidilebilecek en güzel yerlere gittik. :)
Kipa'ya...
Migros'a... 
Ve Mudo'ya... :)
Ah Gelibolu! Şöyle bir kaç alışveriş merkezin, gidilesi, vakit geçirilesi bi yerlerin olsa ne iyi olurdu be!
Neyse... İstanbul'da bi semtten bi semte bundan daha fazla sürede gidiyor insanlar... Ne yapalım... canımız istedikçe gideriz biz de... :)

Dönüşte yağmur başlamıştı artık... Akşam soğuğu da çıkmıştı... Bir saat sonra kürkçü dükkanımızdaydık. Bir boş Pazar daha dolmuştu böylece...
Hafta içi günlerimizin de böyle keyifle geçmesi dileğimle... 
Herkese mutlu bir hafta... sendromsuz bir Pazartesi...:)
Kalın sağlıcakla!

21 yorum:

  1. Arkadaşım ne boş pazar dolu dolu geçmiş ne güzel.

    YanıtlaSil
  2. benim boş günüm ya mevdoşcum... ne yapsam diye şaşıyorum bazen... o tek güne o kadar çok şey sığdırmak istiyorum ki.. :)

    YanıtlaSil
  3. ohh ne güzel bir gün olmuş sana :)
    madambfashion.blogspot.com

    YanıtlaSil
  4. öyle oldu gerçekten :)

    YanıtlaSil
  5. ay yastık ve kase aynı ne hoş.

    Biz bi yakadan diğerine giderken siz bir ilden bir ile hafta sonu gidip sonrada boş mu geçti diyorsunuz.

    Ay Bin yaşayın vallahi..

    Sevgiler,

    Bengi

    YanıtlaSil
  6. ah bizimki bi şehirden bi şehire gitmek gibi... arada bi de korudağ var ki... tam bir şehirler arası yolculuk... istanbul da geçilen her yerde binalar olunca anlamıyor insan... :) yine de bu mesafe gerçeğini değiştirmiyor tabii... :)

    YanıtlaSil
  7. Keşke bende oralarda yaşasaydım da varsın AVM ler olmasaydı.oralardaki sükunet bambaşka.En kötü pazarın böyle olsun..

    YanıtlaSil
  8. ben bunun ne demek olduğunu biliyorum emelcim... yaşanan ortam çok önemli gerçekten... dört dörtlük yer var mı acaba? :) hani diyorum ki iller, ilçeler büyürken aynı paralelde gelişnişlikleri de artsa... çağın gerektiridği kültürel, sanatsal, ekonomik, sosyolojik vb. bi çok değere sahip olabilseler... deniz olduğu için yazı çok keyifli de gelibolunun... kışı da o kadar sıkıcı... :( gidecek yer arıyor insan.. :(

    YanıtlaSil
  9. pek keyifli bir pazar olmuş, sendromsuz bir pazartesi, benim nöbetim var bir de, nasıl olacaksa. :))

    YanıtlaSil
  10. hımmm... belki şartlanarak gitmenin yararı olur bi parça... bi de olası sıkıntıları küçümsemenin... amaaan her zamanki nöbetlerden biri işte... :)))

    YanıtlaSil
  11. wallai hiç de o kadar boş geçmemiş pazar günü :) bu aralar benimde böylşe boş pazarlara ihtiyacım var sanırım, haftaiçi çalışmaktan, haftasonu koşturmaktan yoruldum, evde tembel tembbel oturmak istiyorumm beeeen ;)

    YanıtlaSil
  12. ohhhh :)))
    sefanızz olsunnn...
    ağız tadı ile bir haftasonu geçirmek gibisi war mı:)
    paha biçilemez bir mutlulukk...
    çorbanırdan bir kase arttıysaa nee alaa:)))
    şu anda nasıl anım çekti bir bilseninnzzzz:))))
    afiyett bal olsunn...
    sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  13. Turta Tadında Yaşamak - onu ben de özlüyorum zaman zaman... akşamları fırsat buldukça yapmaktan başka çare yok. :)


    birtutamkekik - çok teşekkürler....taze taze sıcacık yaparım ben... gelin bi.. :)

    YanıtlaSil
  14. aah aah,cumartesi İstanbul Kartal dan Ataşehirdeki bir AVM ye doğru yola çıkıp, trafik sayesinde 1 saat boyunca ulaşamayınca ,eşim ilk bulduğu yoldan geri dönüp bizi tekrar bir sinirle eve getirdi.
    :((AVM diyince ,en iyi AVM en yakındaki AVM dir artık.

    YanıtlaSil
  15. kötü olmuş... büyük şehirlerin de büyük çileleri var böyle... sinilrer çelik gibi olmalı... ama zor.

    YanıtlaSil
  16. O camdan çekilen resim ne güzel olmuş öyle, çorba, ortam içim ısındı ben evden çıkmazdım :) mis gibi...

    YanıtlaSil
  17. evimin üç tarafı pencere - balkon kirazcım...arkada bir de terasım var denize karşı... bu penceremden de denizin azcık üst tarafı görünüyor... manzara hep böyle güzel ve ferah ama... sıkılmıyor insan... ama ben şimdilerde 6 gün çalışmanın ve yeniden iş hayatına dönüşün ufacık da olsa sendromunu yaşıyorum... pazar günleri bi yerlere gitmek çok hoşuma gidiyor o yüzden. :)

    YanıtlaSil
  18. keşan...
    benim canım memleketim...
    içim bi tuhaf oldu...
    bir daha gidişinizde benim yerime de gezin olur mu :)))

    YanıtlaSil
  19. çok sık gidiyorum... aklıma getireceğim kesinlikle :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...