19 Mayıs 2020 Salı

crochet purse / örgü cüzdanım - gelincikler - papatyalar - çikolata parçacıklı kurabiye

I have a problem to leave comment on some blogs. Last evening wanted to leave one for Teresa Kasner, and tried different ways, but couldn't success.  This problem makes me unhappy. Hope to solve soon.

Konuya İnglış girdim... Çünkü yorum bırakan yabancı takipçilerimin de bu problemi bilmeleri gerek. Bazı bloglara hiç yorum bırakamıyorum. Bazılarına kullanıcı adımı ve blog adresimi tek tek girerek de olsa bırakabiliyorum. Bir kaç blogda ise hiç sorun yaşamıyorum. Tüm bunlar neden oluyor, hiç bilmiyorum. Tüm denemelerim çözümsüz kaldı, ümitsizliğe düşmek istemiyor, bir gün bu sorunun çözümleneceğini ümit ediyorum.

Plastik eldivenler ve maskeler artık hayatımızın bir parçası oldu. Dışarıya çıkarken kullanıma aldıklarımın dışında yanımda yedek de bulunduruyorum. Ancak çanta kullanmak istemediğim için cebime vesaire tıkıştırmak durumunda kalıyorum. Dolayısıyla yalnızca eldivenlerime ve maskelerime özel küçük bir cüzdan elzem oldu. 1930 lu yıllarda kadınların bir de özel eldiven cüzdanları olurmuş. 90 yıl sonra bu modayı başlatma gereği duydum. :) Yıkanıp yıkanıp kullanma kolaylığını göz önünde bulundurarak kendime ilk eldiven-maske cüzdanımı ördüm.

Belki arkasına brit yapar, kırlarda kemerime takarak da kullanırım. Şimdilik ilk hali bu.


Belki kıyafetlerime göre değişik renk ve model varyasyonlarını da örerim. Eldiven ve maskenin çabucak hayatımızdan çıkıp gideceğini pek öngöremiyorum.


Haftanın 6 günü evdeyim. Online dersler, whatsapp yazışmaları, geribildirimler, ev işleri, hobilerim, ilgi alanlarım.... derken oldukça meşgulüm.Yalnızca Pazar günleri dışarıya çıkıyorum, onda da sadece kırlara koşuyorum. Gelinciklerin ve papatyaların coştuğu günler bugünler. An kovalıyor, yaşama sevinci topluyorum.




Kırlara çıktığımda, ona her türlü zulmü yapan insana karşı doğanın hala çok güçlü oluşuna dair umudum kat be kat tazeleniyor. Doğa kendini yok etme yolunda hızla ilerleyen insana karşı dimdik ve bundan hiç korkmuyor. Yenilenmeye tazelenmeye devam ediyor. Asıl korkması gereken insan! Gün gelip dünyayı bitirme sürecine girdiğinde dünyadan evvel kendini bitirecek çünkü. Doğa bunu biliyor ve insanın değil, asıl kendinin ev sahibi olduğu dünya ile barış içinde yaşamaya devam ediyor. Yuva belgeselinin yapımcısı Yann Arthus-Bertrand'ın son belgeseli "Human"ın tanıtımı sırasında söylediği bir söze denk geldim. Doğaya-dünyaya ve insana bakışının benimle aynı olmasına çok sevindim. Diyor ki Arthus-Bertrand; "Bir insan ömrü süresince nüfusu 2 milyardan 7 milyara çıkan dünyamızın içinde bulunduğu durum beni çok kaygılandırmıyor, zira dünya bir şekilde ayakta kalır. Ben asıl insanlığın geleceği için kaygılanıyorum". Ben de doğanın bu savaştan galip çıkacağına inananlardanım. Çünkü şu iki ayda bile dünyayla barışık ne çok mucizeleri oldu. Kocaeli Körfezi'nde bugüne dek hiç görülmeyen yunuslar görüldü. İstanbul Boğazında adı bilinen ama hiç görülmeyen üç yunus türü boğazda gezinmeye, pek çok kuş türü gökyüzünü doldurmaya başladı. Gelibolu ilçe merkezi semalarında ilk kez leyleklerin uçuşuna şahit oldum. Hem de birden fazla... Dünyanın pek çok yerinde geyikler, maymunlar insansız yaşam alanlarına el atmaya başladı. Yabani hayvanlar kovuldukları alanlara korkmadan dönme kararı aldı. Bu yıl geçen yıllarda görmediğim kadar gelincik tarlaları görüyor, devasa papatyalar buluyorum. İnsan geçmeyen patikalarda binlerce bebek çam-meşe fidanları... İnsan doğayı bile isteye yok etmeye kalksa bile, doğa buna asla müsaade etmez. Doğa, insanı yok eder, kendi varlığını sürdürmeye yine devam eder. Yani aslında biz dünya için endişelenmeyi bırakıp kendi geleceğimizi düşünmeye başlamalıyız evvela. Bunu da ancak doğa ile barışarak yapabiliriz!




Ne zaman kır çiçekleri toplasam birileri gelip bloguma çiçek hamiliği yapan yorumlar bırakırdı. Belki yine öyle düşünenler vardır... Endemik olmayan çiçekleri -köklerine zarar vermeden- vazolarınız için toplayabilirsiniz. Onlar bir süre de evinizde yaşamaya devam ederler ve gittikleri yerlere kendi yaşama sevinçlerini götürürler.



Hatta kuru dallar, çalı çırpı bulursanız onları da kaçırmayın. Hayal gücünüzü bir gün mutlaka harekete geçirirler. Ben de Anzak Koyu'nun tepelerinden dalları ve sopaları hiç üşenmedim, evime taşıdım. Bakalım ileride nelere dönüşecekler! :)

Papatyalarım evimi şenlerken, damağımızı da şenleyecek bir tarif denedim dün... Hani kocacığın paket paket alıp getirdiği antep fıstıklı çikolatalar vardı ya... Brownie yaptığım günden sonra hiç yememiş, saklamıştım. İşte onların iki paketi ile dün çikolata parçacıklı kurabiye yaptım.

Buraya yazdığım her tarifin tadını betimlerken hep övgülü şeyler yazıyorum, bunu yapıyor olmaktan da rahatsızım ama korkarım bu kez yine aynı şeyi yapacağım. Zira çok nefis bir kurabiye oldu. Bayıldım, bayıldım!


Püf noktası pişirme süresini uzun tutmamak... Pişmedi diye düşünüp pişirmeye devam ederseniz sertleşir, taş gibi olur. Oysa bu tarifle yumuşacık, içi de akışkan bir kurabiye oldu.


Benim fırınım elektrikli ama turbo değil, 14 dk pişmesi için yetti. Fırınınız turbo ise 10 ya da 12 dakika yeterli olacaktır. Yine de siz ilk denemenizde temkinli olun, parmağınızla şöyle bir yoklayın. Cıvıklık hissederseniz pişmemiş, yumuşaklık hissederseniz pişmiş demektir. Asla sert olmayacak. O yumuşak hali ile tepsiyi dışarıya çıkarıp soğurken sertleşmesini bekleyin.


Şekerli vanilinim damla sakızlıymış. Arada ağzıma damla sakızı tadı da geliyor. Farkında olmadan katmış olduğum bu tat çikolatalı kurabiyeme çok yakışmış. Bu arada, ben çikolatalarım antep fıstıklı olduğu için onları kullandım. Siz normal çikolata ile de yapabilirsiniz. Bitter yerine sütlü çikolata kullanırsanız şeker miktarını bir-iki parmak azaltmayı unutmayın ama.


Ramazanın son beş günü... Ne çabuk geçti... Kadir gecemiz ne çabuk geldi... İslam alemine mübarek olsun... Dünyamız ve insanlık için hayırlara vesile olsun... Dualarınız  kabul, ibadetleriniz makbul olsun.
Hayırlı kandiller!


Not: Bu postumdaki örgü cüzdanım Purple Poncho , Annemarie's Haakblog ve Frontier Dreams bloglarında paylaşıldı.


Pieni Lintu - MakroTex challenge

28 yorum:

  1. Fantastic photos! Your poppy fields make me sigh - fabulous views ❤︎

    YanıtlayınSil
  2. Kır papatyaları en sevdiğim çiçeklerdir, ben de sizin bloğunuzu gezerken mest oldum :) gözüm gönlüm açıldı, içime bahar doldu. Yorum konusunda ne diyecekler merak ediyorum, birkaç gün sonra yeniden bakacağım çünkü bende de şöyle bir sorun var, bilgisayardan değil ama cep telefonundan kendi hesabıma bağlanamıyorum, yorum yazamıyorum ve cevaplayamıyorum. Belki bunun da bir çözümü vardır, çok can sıkıcı gerçekten.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar misali, damdan düşenleri bekliyorum trajikomik olarak... yani hem beklemek istiyorum, hem de beklememin ayıp bir şey olduğunu hissediyorum. Çünkü bu tarz bekleyiş de "kelke olsa"yı getiriyor beraberinde... :) Hiç çözümsüz kalırsa da kabulleneceğim artık, yapacak bir şeyler oluncaya dek demek ki şimdilik yapacak bir şey yok. :) Senin problemin de pc de ya da tlf da yapmış olduğun hesap senkronizasyonundan kaynaklanıyor olabilir mi? Mesela; pc de google hesabınla girişi tanıtmışsındır, tlf da onunla girmediğin için diğer hesabı kabul etmiyordur... ya da tam tersi... İkimiz de çözüm buluruz inşallah... Ümit etmekten, başka çare yok... Zira ben aklıma gelen her şeyi denedim... :(

      Sil
  3. You have beautiful countryside around your home, and your photos are gorgeous. The little purse for the masks is such a good idea and very stylish too.

    YanıtlayınSil
  4. Stunning photos! Those views and poppy fields are like from a dream.

    YanıtlayınSil
  5. Yorum yapamama sorununu çok tuhaf. Yeni mi oldu bu sorun? Maskelerden uzun süre ayrılmayacağımız aşikâr. Çok güzel olmuş cüzdan. ❤️
    Papatyalar, gelincikler beni benden aldı. Şuan çıkıp kırlara dolaşasım var ☺️ Eline sağlık tarifini aldım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaklaşık 20 gün kadar önce yeni pcye geçince oldu... Google chrome un son sürümünü yükledim, hesapları senkronize etme seçeneği var, iki tercih veriyor mecburen birini seçtim...bu sebep olmuş olabilir... bu ihtimali göz önünde bulundurarak ayarlarında değişiklik yapıyorum asla düzelmiyor... bir de ücretli bir antivirüs programı kurdum... pc yi koruma altına almak için hemen hemen her şeyi engelleyip saf dışı bıraktı... onun ayarları ile de uğraştım... bazı başka problemleri çözdüm...ancak yorum problemini hala çözebilmiş değilim...:(

      Sil
    2. Diğerini denersen düzelir belki :)

      Sil
    3. Denemez olur muyum? Hatta aklıma gelen her şeyi deniyorum... Bloguma giriş yapamıyordum az kalsın... da ancak öyle durabildim. :)

      Sil
  6. içim açıldı. mis gibi kır havası. emekli koca iyi bir şey sanırım. :))
    kurabiye için teşekkürler. denerim yakında inşallah sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hakkını yemeyeyim emeklilik öncesi de iyiydi... :) Emeklilik hayatı ona daha çok zaman ve fırsat verdi... bu da bana çok iyi geldi. :)

      Sil
    2. zaman şu an bizim aile haatında pek nadir bulabildiğimiz şey. adam ya gece ya gündüz nöbetinde,

      Sil
    3. Diyarbakır'da biz de öyle olmuştuk... Üstelik örgün öğrenciydim, üstelik kızım lgs ye hazırlanıyordu, üstelik bu çocuk ben okuldayken eve tek başına gidip gelmek, kapıyı anahtarla açıp girmek durumundaydı... babamızla aynı şehirdeydik ama o hep uzaklardaydı... Tekirdağ'la birlikte her şey normale döndü neyse ki... En kısa zamanda sizde de olur dilerim.

      Sil
  7. Many many nice things on the post. The baking looks yummy!

    YanıtlayınSil
  8. Fotoların çatlattı bak beni yine Ruşencim, sanki dekor gibi, çok güzel bir doğası var oranın bayılıyorum. Kurabiyeler enfes görünüyor, cüzdanında harika olmuş..

    YanıtlayınSil
  9. you live in such a beautiful place! I love your flower fields, especially poppies!
    very smart solution for gloves and masks - very handy :)

    YanıtlayınSil
  10. My goodness! These photos are amazing Ruşyena! Nature always makes me high-spirited!

    YanıtlayınSil