6 Şubat 2021 Cumartesi

kar... bahar... ve bizde bugünler...

En çok blog yazmayı seviyorum ama buraya uğramayalı da 11 gün olmuş. Yokken buralarda diğer sosyal medya uygulamalarını da kullanmadım. Ancak arada twitter a girip şöyle bir kolaçan etmeden de duramadım. Zira bendeki izlenimleri teyit ediyor mu hâlâ, en çok da bunu merak ettim.😀 Tespitim şu; Twitter tam bir manipulasyon aracı. Covid le yüzleşip dünyanın yeniden dizayn edildiği gerçeğini farketti isek, twitter ın işlevi ile ilgili gerçeği de gözardı edemeyiz.  Zira dünya dizayn edilirken önce insanların zihinlerinin dizayn edilmesi gerek. Bu pek çok sosyal medya aracı ile yapılıyor ama bu konudaki en aktif ve en etkin araç twitter. Neyi bilmemizi, neyi öğrenmemizi istiyorlarsa algıyı o yöne doğrultarak o şeyin cici taraftarları ve kötü karşıtları ile götürüyorlar süreci. Biz de saf saf “aman ne güzel çoğulcu bir ortam herkes fikrini iletebiliyor” diyor, okuduğumuz her şeyi "gerçek" kabul ediyorsak yörüngelerine çoktan girmişiz demektir. 

Dünyayı dizayn ederken insan zihnini de dizayn eden güç, son derece zeki ve planlı-programlı-sistematik bir şekilde ilerleyen bir güç. Neyi nasıl düşündüreceğini, neye nasıl inandıracağını ince ince hesaplayıp öyle alıyor yolunu. Bunu da tabii ki tek başına yapmıyor. Bazı yazılı basın ve görsel medya organları ile işbirliği içinde. Bazı siyasetçilerle (yerli-yabancı), bazı oluşumlarla aynı şekilde işbirliği içinde. Birbirlerini tamamlayan, birbirlerini referans gösteren bir birliktelikleri, yanyanalıkları var. Twitter’ın oluşturmak istediği algıyı yaymak ve ateşli savunucusu olmak için can atan Twitter fenomenleri var. Her gün haksızca birilerini aforoz ediyor, öte yandan hiç de haketmeyen birilerini de “ilah” ilan ediyorlar. Adı bir şekilde “trend topic” olan günahıyla-sevabıyla ya da iyisiyle-kötüsüyle, DEMOKRAT BİR ŞEKİLDE trend topic olmuyor. Ya itibar suikastına uğratılıp yerden yere vuruluyor ya da balon gibi şişirilip gökyüzüne salınıyor. Balonun balon olduğunu göremeyenler dünya gerçeklerini twitter da okuduklarından-gördüklerinden ibaret sanıyor. Twitter ı masum, işine gücüne bakan, tarafsız, çıkarsız, amaçsız bir mecra olarak görenler ya gerçekten saftoriktir ya da twitter ın ideolojik amaçlarıyla aynı paralelde hisseden ve düşünen kimselerdir. Celladını sevenler gibi manipülatörünü sevenlerin olmasına da şaşırmalı mıyız? Artık dünyada çok az şeye şaşırıyorum!


Geçen gün şöminemize çok eski fotoğraflarımızdan bir photo-bunting yaptım. Yılbaşı öncesi bulup aldığım mandallı led ışık ve o mandallara iliştirdiğim fotoğraflardan ibaret... Kocacıkla arkadaşlık zamanlarımızdan, evliliğimizin ilk yıllarından ve kızımızın küçüklüğünden bir kaç foto... 

Hani evinin duvarlarını eski fotoğraflarla dolduran insanlar vardır ya, bu ara kendimi onlara çok yakın hissediyorum. Maziye terkedilmiş, kutulara istiflenmiş bir dolu güzel anıyı çıkarıp çıkarıp gözönüme almak istiyorum. 


Doğumgünümden bir gün sonra  kar yağdı. Öğleye kadar çatılar biraz tutsa da öğleden sonra çıkan lodosla çok kısa zamanda tüm kar eridi gitti.

Ertesi gün, yüksek yerlerde kalmıştır belki, düşüncesiyle kır yollarına düştük. Kış güneşinin pırıl pırıl parlattığı altın parıltılı, karlı bir orman bulduk. Fotoğraflar aslını asla yansıtamayacağından bir dolu video çektim. Erimekte olan dallardan yana-döne yerlere düşen su damlacıkları öyle nefisti ki, dönüp dönüp bakıyorum. Damlalar dönerek düşmüyordu aslında.. güneş ışığından yanar-döner bir hale geldikleri için dönüyormuş gibi ışıldayarak düşüyorlardı. Hayatımda böyle bir görüntüye ilk kez şahit oldum. Kardan sonra her yer yine bahara döndü. Ilıcık, güneşli günler... ve her yerde beyaz beyaz, pembe pembe bahar çiçekleri... Doğa yarımadamızın her yerinde kış uykusundan uyanmış halde... ve öyle güzel ki.

Tutunamayanlar gibi ağır bir kitabı bitirince pdf kitaplarımı tarayıp kolay okunur bir kitap aradım. Frances Hodgsot Burnett'in "Gizli Bahçesi"ni buldum. Çocuk kitabı... ama bana göre asla çocuk kitabı değil... Büyükler de okumalı. Kitap biter bitmez peşine 2020 yapımı filmini izledim. Ama kitap filmden kat kat güzel, çok çok daha güzel. Zihnimi biraz rahatlattıktan sonra yine pdf kütüphanemden etkinlik yazarımız İrvin Yalom'ın "Divan" isimli romanına başladım. Sıkılırım zannederken su gibi akan bir konu ve merak uyandıran-sürükleyen bir anlatımla karşılaştım. Bugün de daha fazla dayanamayıp Yeşilin Kızı Anne serisinin "Avonlea" sine başladım. Her iki kitabı aynı anda okuyup peşine bu ay bir de Virginia Woolf''un  "Dalgalar"ını okumayı planlıyorum.

Bu ara okuma arzumun önüne asla barikat koyamıyorum. 😊


Kur'an kursumda "elif ba"yı bitirdim, "kur'an okuma"ya geçtim. Hem de gayet tıkır tıkır okuyorum. Meğer benim kur'an-ı kerimimdeki arapça bölüm küçücük olduğundan, yazılar da dar alana sıkıştığı için harfler ve harekeler içiçe geçmiş olduğundan karıştırıp duruyormuşum ben. Görümcem arapça bölümü çok geniş olan yedek kur'an-ı kerimini verdi. Yazılar büyüdü, harfler aralandı, harekeler ilgili alanlarında kaldı, okumam da pek bir rahatladı. 😊 Bu kur'an-ı kerimin şöyle bir kolaylığı da var; yanlış  okursam altında doğru okunuşu mevcut. 

Ben önce okunuşları ayraçla kapatıyorum, arapçasını kendi kendime okuyorum. Sonra ayracı kaldırıp doğru okuyup okumadığımı kontrol ediyorum. Bir bakıma da teyit ediyorum. En son da gelip bir kez de kendi kitabımdan okuyorum. İçiçeliği de zihnimde kavramam-anlamam gerek.

İzole günlerin en büyük kazancı şüphesiz kur'an okumayı öğrenmem oldu. Çok ama çok mesudum.

Evde hayat bir şekilde geçiyor zaten... 

Korona sebebiyle çalışma hayatından kopmuş biri olarak, ev kavramının asıl anlamının yuva olduğunu bu süreçte daha bir kuvvetli hissediyorum.


Kocacıkla iş paylaşımlarımız var. Kahvaltılar artık hep ondan...
Ben de masanın her türlü haline razı oluyorum. 😊


Bazen de düşünüyorum... ne çok şeyi mesele etmişim. Varsın bazı şeyler uyumsuz, hatta dağınık olsun! Ne olacak ki! Di mi ama?! 😊

Bizim evden başka bir günbatışı ile... Herkese huzurlu, mutlu, sağlık dolu izole günler! 





Pieni Lintu - MakroTex challenge

23 yorum:

  1. yeryüzünde twetter için hala masum bir sosyal platform diyecek kadar saf (salak dememek için özenle seçildi o kelime) biri var mıdır acaba. bugün abd seçimlerinde bile etkili olana bir sosyal mecradan söz ediyoruz. insanların nereye bakacaklarına varana kadar karar veren :))) estağfurullah ya sabır çekiyorum bu etiketler karşısında. Allah büyük, sabredelim bakalım, zalimin zülmü varsa, sevenin Alla'ı var diyor ya şarkı, bizde rabbimize sığınıp, yolumuza bakacağız, ya nasip artık.
    maşallah verimli geçiyor vakitlerin, Kuran okumaya başlamana sevindim. daha önce yazdığım gibi Hafız Osman hattından okumaya çalışıyorsun, öyle çok zor, artık kolayı çıktı. :)) paylaştığın ilk resimdeki hat daha kolay okunuyor. Allah azmini artırsın. Bende hatim için başlasam mı ki diye düşünmeye başladım.
    yine harika fotoğrafalr çekmişsin hepsi için teşekkürler selametle

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de özenle seçtim kelimemi. :) Ve ama maalesef twitter ı masum zannedenler var. Belli ki hoşlarına giden şeyleri GERÇEK DIŞI DA OLSA yücelttiği sürece mesele yok! Bana göre en faşist ortam...
      Evde olmak planlı-programlı hayatı da kolaylaştırıyor. Her ne kadar zamanla ilgili hala sıkıntı hissetsem de bazı isteklerimi gerçekleştirebiliyorum. Kursum bitince kolay olanlara da yönelmek istiyorum. Üç aylar gelirken hatim için başlaman zaman kazandırır. Ramazana ne kaldı şunun şurasında. :)
      Güzel sözlerin, dileklerin için çok teşekkürler, sevgiler Zeynepcim.

      Sil
  2. Twitter 'ı ben sadece eğlence aracı olarak kullanıyorum hocam, böyle daha iyi sanki :) Fotoğrafları öyle sergilemek değil de benim hoşuma giden eski tarz albümler yapmak, günümüzde nostalji adı altında bunlar yapılabiliyor tabii, eskiye dönüş işini bazen sevebiliyorum. Zaten girişimcilik fikirleri bu noktalardan çıkıyor o yüzden bunu kendime kapatacak değilim ama şahsına münhasır işler yapan pek yok, herkes bir gördüğünün kopyasını yapıyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben eskidiğim için o tarz albümlerim var. :) Ama fotoğraflar bu kez de albümlerin kapalı sayfaları arasında kalıyor. Fotoğrafların baktığım yerlerde olması fikri bugünlerde hoşuma giden... Bunu gerçekleştirmek için de çok fazla seçenek yok sanki... ya çerçeveletip asmak ya da bir yerlere iliştirmek... Bu konuda yeni ve farklı fikirlere açığım... alışılmış, klasik yolların yanı sıra...

      Sil
  3. BU tip sosyal medyaları ilk halinden beri takip edince ,dğişim zaten apaçık belli oluyor.Bu konuda bir kaç film ve belgesel izleyince zaten , bu alanlardan kaçmak en doğrusu, ya da en azından yüzeysel bakmak. Yoksa sıkıntı yaratıyor. Ruh sağlığı açısından zararlı çoğu paylaşım.
    Sakin bir memlekette yaşadığınız için bizlere göre bir nebze iyi durumdasınız. Bu manzaraları seyretmek bile rahatlatıcı. Eşler arasında iş bölümü çok önemli. Hazır kahvaltıya oturmak gibi mutluluk verici bir şey var mı kadınlar için?:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her şey zamanla masumiyetini kaybediyor... en az bir amacın, bazen bir çok amacın aracına dönüşüyor... Amaçlardan biri de insanı sürekli tedirgin-güvensiz ve gergin tutmak... En güzeli dediğiniz gibi yüzeysel bakabilmeyi becermek. O zaman yapmacık rolleri, uyduruk sahneleri daha net görebiliyor insan...Zira tüm bu alanlar gerçeklikten uzak birer kurmaca...
      Çok şeyden mahrumuz ama pandemi sürecinde küçük bir yerde yaşıyor olmanın ayrıcalığını hissettik hep, hala da hissediyoruz.
      Hayat müşterek sözü boşuna değil. Biz kadınlar zaten minicik bişeyden mutlu olmayı çok iyi biliriz. Erkeklerin işi kolay aslında... :)

      Sil
  4. twittera fazla takılmıyorum. Ben kitapları pdf okuyamıyorum illa kitap elimde olacak. Kuran okumanı da Allah kabul etsinarkadaşım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de öyleydim Özlemcim... Matbu kitap okumaktan ekranda kitap okumaya zor geçiş yaptım. İlk okumalarım keyifsiz ve dikkat odağı düşük geçse de bir kaç kitaptan sonra adapte olabildim. Şimdi çok severek okuyorum. Yine de matbu kitap okumanın tadı bir başka... Okumak istediğim kitapları matbu bulursam mutlaka elime alarak, satır altlarına çizerek, orasına burasına notlar düşerek okuyorum.
      Güzel duan için çok teşekkürler... Amin, inşallah...

      Sil
  5. Evinin renklerine hayran kaldım :) Kesinlikle twitter bazen çok acımasız olabiliyor. :) Evde kalmak her birimize farklı yönlerimizi gösterdi.

    YanıtlayınSil
  6. Beautiful photos - wishing a lovely week.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Thank you so much.
      A lovely week to you, too!

      Sil
    2. I am not on Twitter. I don't like the format, and simply put, we didn't click together. I love social media though, especially my blog and pinterest and use the others (insta & FB) for promotion and exposure as well as inspiration. When on SM I am quite picky what to let cloud my brain, and I shoo away all negativity. Might say I have zero tolerance for it.

      Sil
    3. I love to read different ideas & point of views and compare them. So I sometimes need to log in twitter. But it makes me pessimist. Beacuse some people are so bad and even evil-minded. Technology has been developing for centuries but some hearts and minds not!

      Sil
  7. fotiler de haberler de çok tatlı ve mutluluk ve huzur veriyor :) bütün dünya gündemini twitterdan öğreniyorum yaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler deepciiiim...
      öğretenlere dikkat et ama... bazıları pek ciddi kandırıyor.

      Sil
  8. Lovely pictures.
    I wish you beautiful winter days.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Thank you so much.
      Beautiful winter days to you, too!

      Sil
  9. Ya ben de çok düzen hastasıyım hatta bugün cumartesi olunca eşim kahvaltı
    hazırladı. sofraya oturur oturmaz başladım eleştirmeye niye bu reçeli
    ağzına kadar doldurdun, niye çayımı bu kadar koyu koydun, kaç yıldır beraberi bilmiyor
    musun sanki diye. ben size böyle mi hazırlıyorum falan diye baya bir dırdır
    ettim. aman boşver diyemiyorum sonra da üzülüyorum
    niye böyle davarandım diye..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yapmamak gerekiyor... Aksi halde sorun/mesele haline gelir. Bu gibi durumlarda önce içimden bunu dile getirip mesele etmeme gerek var mı diye soruyorum kendime... Büyük çoğunluğunu içimde tutup kısa sürede sönümlendiriyorum. İlla ki söylemem gerekiyorsa kızmadan, dırdır yapmadan söylemeye gayret ediyorum. Çok ender olarak tepemin attığı da oluyor. :) Ama düşünsene ben her an o tepesi atık ya da dırdırcı vaziyette yaşasam evde nasıl bir psikoloji hakim olur?

      Sil