18 Aralık 2013 Çarşamba

aralık geçerken

Benim için yılın en güzel vakitleri ilkbahar... yeşilin toprağa sere serpe yayıldığı .. ağaçların gelinliklerini giydiği... sarı-beyaz papatyaların kırları bastığı o müthiş an...

Yine de pek seviyorum bu vakitleri...
Renkli renkli, ışıl ışıl şeyleri oraya buraya serpiştirmek... gidip gelip seyretmek...  kesinlikle iyi geliyor bana. Olumsuzu yaşamımdan daha kolay ayıklamama ve çözümsüzü daha kolay kabullenmeme vesile oluyorlar... Neşelendirici etkisini de göz ardı etmemeliyim.

Orada... pencerenin yanında kurulu olmasaydı bu ağaç... aralık ayım muhtemelen daha ağır daha sıkıcı geçecekti. Oysa ışıklarına dalıp sükut içinde oturup seyrederken aynı zamanda aynı sükut ve huzurla kendi içime de dalıyorum ben... Kendi evrenimi sorgularken durmam ve hareket etmem gereken yerler üstüne düşünüyor, es geçmek ya da avunmak yerine, nasıl daha büyür, daha ehlileşir, daha çoğalırımın... nasıl iyileştirir, nasıl düzeltir/düzenlerimin hesabını yapıyorum.
Keyifli bir içsel yolculuk bu... 
Üstüne düşündüğüm ya da sorguladığım her ne ise.... bir çember olarak ele alıyorum önce. 
Merkez... kaçmam gereken yer ve ben mümkün olduğunca tüm merkezlerin uzağına çekilip içeriye öyle bakmalıyım... Kural bu.
Zor olan ise çemberin sınırlarını belirlemek ve mümkünse o sınır -çit ya da duvar- her ne ise o şeyin üzerine çıkıp içeriye taaa oradan bakabilmek.

Bunun için mücadele veriyorum.
Hayata böyle bakmak... olaylara... kavramlara... insanlarla ilişkilere...bakmam gereken her şeye böyle bakmak.... mücadele gerektirse de bir oyun gibi aslında. Ama hiç sürrealist değil... oldukça realist.
Merkezden ne kadar uzaktaysan nesnellik katsayın o kadar artıyor. 
Arınmışlık ve dinginlik en kısa zamanda ulaşacağın hedefler... 
Diğer kazanımlar ise bu oyunu oynadığın sıklıkla doğru orantılı... 
Sonuca ulaştığında ise; çok şey anlamını yitiriyor...yepyeni anlamlar doğuyor.... ve çok şey de yeni yeni anlamlar kazanıyor. 
Hayatı bu oyunla yaşamayı seviyorum. 
Hayata renk katmayı da.... :)

5 yorum:

  1. rusyenaaaa..sanki hayata bir kirginlikmi seziyorum!
    banami oyle geldi..
    canim benim sagligimiz cok onemli...kendi evinin icinde,,yakinlarinda muhim bir sey yoksa
    gerisi biraz hikayee
    kendini eminol uzmeye degmez.
    cok geceler yattigimda yataga allahim yasadiklarimiz ne olur bir ruya olsun dedigimii cok bilirim...
    hayat zor ama bizler onun icinden guzellikleri cimbizlada olsa cekmege calisicaz..
    insallah yazdiklarim sana dokunmaz...opuyorum seni hemde kocamannnnnnnn

    YanıtlaSil
  2. benim sevgili cihan hanımcığım, sizin satır aralarına serpiştirsiğiniz yaşam derslerini okumak hep iyi gelmiştir bana... bu yorumunuz da kesinlikle öyle... çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

  3. Feliz Natal!!! Que a manjedoura do seu coração esteja pronta para receber o Menino Jesus que irá nascer!!!
    Um ano novo repleto das bençãos de Deus!!!
    Doce abraço, Marie!

    YanıtlaSil
  4. Kendinize samimi olabildiğiniz sürece hayat kendi mecrasında akmaya devam edecektir. Bazen o mecradan çıktığında "neden bunları yaşıyorum?" soruları yankılanıp durur beynimizde... Tüm bunları bizimle paylaşabildiğinize göre ve biz de kendimizden bir şeyler bularak her bir kelimenizi hissederek okuduğumuza göre... Her şey olması gerektiği gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şey iyi, çok şükür!
      burası not defterim çoğu zaman... geriye dönük okumalarımda iz bulmak istiyorum bazen...
      çok çok sevgiler.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...