27 Aralık 2012 Perşembe

yıl bitim muhasebesi

İş-güç, koşturmaca... sanki çok çabuk geçti 2012 blog!
Evlat üniversiteleri bitirdi. Bi vakit "okuyan özgür kız" iken artık "çalışan özgür kız" oldu.
Kocacıkla ben, hep edi-büdüydük yine.

Mümkün olduğunca merhametli, yardımsever, iyi biriydim... Amma ve lakin muhattaplarımı hep seçmeye çalıştım. İyiydim iyisine de orada da sınırım vardı elbet... İyi insan sever, iyi insana iyilik eder, çocuk-yaşlı-kedi-köpek mutlu eder.... o kadar işte! Büyük insana karşı hep temkinli olma halleri... hep beklemeler... dinlemeler... anlamalar...... İlla bi elek hep yanımda... Daha önce olduğu gibi...

Bir de... açtım ağzımı, hiiiç çekinmeden... çoğu memnuniyetsiz ve şikayetçi kişilere ne olduklarını söyledim açık açık... bu hallerini sergiledikleri hemen hemen her anda. Olmuyor çünkü. Sen kendi iç huzurunu yakalayıp dingin bir yaşam sürmeye yeltenirken yanında yörende sürekli şikayet halinde, sürekli ondan bundan hoşnut olmayan insanları duymak, görmek hiç kolay değil. Ha değiştirebiliyor musun? Ne mümkün.... Ama en azından ayna tutmak minicik de olsa bir çarecik. Olur ya farkındalık kapısı açılır belki gökten üç elma düşer!

Ben zaten çoktandır bir fenayım. İkiye ayrılıyor benim insanlarım... İyiler... ve kötüler... İyilerden öyle melakelik ya da azizelik vesaire beklediğim yok, var bir kaç kıstasım... Ağzının içinde süsleyip biriktirdiklerine değil, sol kaburgasının altından uçuşanlara bakıyorum... Yaş da var artık, deneyimler de... Hayli keskinleşti gözler. Sen oraya, sen buraya........ alıyor ya da atıyorum.......... vallahi!

Kötü kötü kötüler, çirkin çirkin çirkinler arkamı döndüğüm anda görüş alanımdan pat diye çıkıyorlar. Bu yüzden genellikle rahatım... O saatten sonra görmem, tanımam, bilmem...

Bir bildiğim; aptallığa tahammülsüzlüğüm... Kötüler çünkü, her daim aptallarla işbirliği içindeler. Aptallar ise kötülerin kötülüklerini taşımak ve yaymakla görevli kişi olmalarına rağmen bunu bilmez ve görmezler! İşte her hangi bir insanda bu acı keşfi gerçekleştirdiğim anda kopuyor bütün tellerim. İçime büküp kendimi kabuğuma kıvır kıvır kıvrılıyorum. Dışımda örgüsü sessizlikten kapkalın bir zırh... Bulunduğum satha bir milim dahi geçirmiyorum! Öyle de katıyım...

Bir fenayım demiştim ya! Bir vakit el verdiğim eli, uzandığım zaman bulamıyorsam,  bir kasırganın dilime yapışmış azgın rüzgarı kadar delice bir puf çekmeliyim yüzüne.. . Sittin sene uzak olmalı benden...

Mesafeyi seviyorum.
Bu benim şanssızlığım belki... Belki de hayatın, herkesin gerçeği... Keşke, yüzdesi çok daha az olsaydı tanıdığım, tanıştığım, rastlaştığım kötülerin... İşte bu vakit; ne kadar az insan o kadar az kötüyle/kötülükle temas, diyorsun ister istemez!

Yalnızlık çoktandır sevdiğim şey. Kimsesizlik duygusu hortlayınca aniden elim ayağım birbirine dolaşıyor olsa da, ona da çözümüm var....Kulaklarını işaret parmaklarıyla sımsıkı tıkayıp "mış" oyunu oynayan çocuklar doğuruyorum içimde... bir bir. (Allahtan çok nadir.)

Gardımı iyi almış gibiyim...
Yooo aslında ben... her şeye rağmen hala üzülebildiğimi gördüm bu sene de... Arkamda bırakmak isterken aslında sırtımı dönmeye kalmadan tam da sırtımın orta yerinden vurulduğumu gördüm. Başımı yüz seksen derece döndürebildiğimde, yaramın ince ince kanadığını gördüm. Öyle de yakınımdaydı ki!
Velev ki, öldürmeyen her yara gün gelip kapanıyor!
Biliyorum!

Sevdiklerim ve beğendiklerim var sadece.... Öyle yörüngesine takılıp doğrusuna da - yanlışına da aynı oranda kabul buyuran ne bir yürek, ne de bir beyin bendeki.... Ne toptan kabulcü, ne toptan redciyim... içe de bakıyorum dışa da... Çorba içecek kendi kaşıklarım büyük büyük... Bir güdülmüşlük ucubesi olmak utançların en büyüğü ... Varsa sözüm, destekleriyle dökülmeli... Ciddi ciddi okuyorum, izliyorum, takipte tutuyorum bu yüzden... Pc ve tv.... siyaset tarihi...

Ben aslında her senekilerden daha çok Ruşen çıkardım bu sene içimden... Bir yanım hep işler iken. Bir yanım yine  kendini donatmanın yollarını aradı. Yaşamak bir bakıma donandığını hissettiğin an. İçinde var ettiğin... arttırdığın... biriktirdiğin...

Yaşamak hep söylediğim gibi... "Carpe diem" çoğu zaman... Bu sözü "gününü gün et" sananlar var... inmeden derinine... Oysa en yalın haliyle; dün geçmiş (geri gelmeyen), yarın gelecek (ne getireceği bilinmeyen), bugün ise ancak elinde tutabildiğin... gönlünce geçirilebilen...
Günü, hatta an'ı yakalamak... sıradana, rutine ya da normale keyif katmak belki... biraz Polyannacılık bazen... bir bardak bol şekerli limonata, eldeki ekşi limonlardan... Malum keyif ya da mutluluk... her ne ise gönlümüzü hoş eden... ne altın bir tepside... ne kapı eşiğinde.

Üstelik kadın kadının düşmanı pek. Bilmediğin bir köşe başında, aportta bu kadınlar... Kazara köşeyi dönmeye göresin! . Öyle yakın yakın ki sokuluşlar, "nasıl yapmasam da değmesem"le mümkün olduğunca silmeydi geçişlerim..

Her zaman olduğu gibi;
Büyüyoruz... Öğreniyoruz!

Yaşlanıyoruz da blog!
Yani ben... yaş-la-nı-yo-rum!
Görüntümde, cildimde, ifademde, hatlarımda, performansımda, zevklerimde.... daha bi çok şeyde... görüyor, hissediyorum bunu. Pat diye, birden olmuyor neyse ki bu yaşlanmak denen şey... Sinsi sinsi geliyor. Çaktırmadan... Hani sen aslında  daha benim yaşım da ne var ki, diye düşünüyorsun ya da minyonluğuna ve çıtı pıtılığına güvenip bodur tavuğun hep piliç kaldığını savunan vecizelerden cesaret alıyorsun ama bi şekilde üstüne ve hatta içine sinmeye başlıyor o. Devreye "yaş alacağım ama yaşlı (ihtiyar) olmayacağım" modu giriyor neyse ki! Bu geçiş sürecinde de bir tat bulunur be blog! Allah sağlık versin yeter ki!

Ve annem!
80 ine yakın olmanın beraberinde osteoporoz,  interstisyel ve mitral yetmezlikle kışının en zor günlerini yaşamakta...
2013 ten kendim ve tüm sevdiklerim için yalnızca sağlık diliyorum blog! Gerisi halloluyor bir şekilde!

Yeni yılda da pembe düşünelim, pembe hissedelim, pembe olalım inşallah!

5 yorum:

  1. çok çok güzel bir yazı olmuş...

    YanıtlaSil
  2. Kendini ve insanları ne güzel analiz etmişsin. Düşüncelerin damla damla dökülmüş bloğuna.

    Dilerim yanında olmaktan mutlu olduğun insanlar olsun hep etrafında. :)

    Kızına iş hayatında başarılar diliyorum, anneciğinede geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum.

    Yeni yılda tabiki önce sağlık sonrada sevgi, saygı ve mutluluk dolu nice güzel günler geçirmenizi temenni ediyorum.

    Kendine iyi bak.

    YanıtlaSil
  3. Yerim senin pembe bakışlarını, hiç değişme hep böyle kal... ne çok muhasebesi var iç dünyamızın ve yaşadıklarımızın, her birimizde farklı bir içsel hesaplaşma belki değerlendirme adı belki arınma, sanırım olgunlaştıkça bu muhasebe'den çıkacak bilanço kalemlerini az ve öz tutuyoruz her birimiz. Zor insanlar mıyız, sanırım değiliz. Ne istiyoruz; sadece sağlık ve huzur.
    2013 sağlıklı, huzurlu ve sevdiklerinle beraber geçireceğin güzel günler getirsin sana...

    YanıtlaSil
  4. Yeni gelen bir yazını gördüğüm her daim "rusyena şimdi icimi açar bi açıp okuyayım" dediğim yüce gönüllü güzel kadın...renkli dünyan ilham kaynağım.bu yazıyla birlikte daha çok sevdim seni ,daha bi iyi tanidim,daha fazla içime sindirdim sanki.ve rusyena çok sevdim ben seni...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim...
      utandım bak şimdi...
      :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...